0134359_0.jpeg

Şirince Hakkında

Saint Mery

Ephesus

Pamucak

Sirince village

 

Şirince, İzmir’in Selçuk ilçesine bağlı ve Selçuk’a 8 km uzaklıkta tarihi mimarisi başarıyla korunmuş turistik bir köydür.

Özgün adı olan Kırkınca’nın efsanevi bir çağda dağlara vuran kırk kişiye atfen verildiği rivayet edilir. Rum telaffuzunda Kirkice, Kirkince ve nihayet Çirkince gibi biçimler alan bu ad, Cumhuriyet’in ilk yıllarında dönemin İzmir valisi Kazım Dirik’in talimatıyla Şirince şeklinde resmileştirilmiştir.

2012 itibariyle nüfusu 536 kişidir. 19. yüzyılda, özellikle ihracata yönelik incir üretimiyle ünlü, 1800 haneli bir Rum kasabasıydı. 1923′te Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi sonucu Rumların ayrılmasıyla (çoğu Katerini’nin Nea Efesos köyüne yerleşmiştir), Kavala’nın Müştiyan (Moustheni) ve Somokol (Domatia) köylerinden gelen mübadillerle iskân edilmiştir. Köyün evvelce bağ, incir, zeytinciliğe dayalı olan ekonomisi, bir tütün bölgesinden gelen yeni sakinlerinin elinde bir süre sekteye uğramış, ancak son yıllarda artan turistik önemine paralel olarak, bu sektörler yeniden gelişmeye başlamıştır. Bağcılık ve zeytinciliğin yanı sıra, şeftali, incir, elma, ceviz ve kiraz yetiştirilir. 1950′li yıllarda 2000-3000 civarında iken sonradan 700′e kadar düşen köy nüfusu, 1990′lı yıllardan itibaren turizmin gelişmesiyle birlikte tekrar yükseliş eğilimi içine girmiştir. Köyde halen bazı Rum evleri pansiyon olarak hizmet vermektedir.

Köy içinde harap durumda olan iki Rum kilisesi bulunmaktadır.

 

Hotelimiz

slider2

Organik yetişen zeytinleriyle, incir, şeftali, elma, kayısı, kiraz, cennet hurması gibi çeşitli meyve ağaçlarıyla, yaşamımızı sağlayan oksijeni bize bol miktarda sunan eşsiz güzellikteki çam ağaçlarıyla, ve içersinde bulunan keçiler, oğlaklar, tavuklar, kazlar, ördekler, hindiler, tavşanlarıyla, şehir hayatının keşmekeşinden kaçıp kendinizi tamamen doğal yaşamın kollarında bulacağınız büyülü bir yerdir.

Sağıldıktan hemen sonra kahvaltı masasına konan sütün, tavuğun hemen altından alınmış yumurtanın, dalından toplanıp gözlerinizin önünde gerçek bir atın tarihi taş sıkma makinasını döndürerek çıkardığı organik ve taze zeytinyağının zenginlikleriyle hazırlanmış kahvaltı sofralarının sizin için artık hayalden ibaret olmayacağı bir yerdir.

Bahçe içinde bulunan ve faydalanabileceğiniz tarihi türk hamamı, eskiden kalma doğal şelalesi, akşam yemeklerinizin pişirileceği tarihi taş fırını, lavanta, yasemin, biberiye, kekik, hanımeli kokularılarının arasında, eşsiz dağ ve orman manzarası içinde, tam teşekküllü yüzme havuzu, güneşlenme terasları ile ayni zamanda %100 konfor ve huzuru yaşayabileceğiniz bir tesis.

Çiftlik kahyasınin sizlere hizmet etmekten, çiftlik aşcısinin sizlere eşsiz yemekler sunmaktan ne kadar mutlu olduklarını göreceğiniz, güler yüzün bol bulunduğu ve kendinizi sahibi gibi hissedeceğiniz bir ortam.

Şirinceyi Keşfedin

EFES

0134359_0.jpeg

İzmir ili Selçuk ilçesi sınırları içindeki antik Efes kentinin ilk kuruluşu M.Ö. 6000 yıllarına, Neolitik Dönem olarak adlandırılan Cilalı Taş Devrine kadar inmektedir.

Son yıllarda yapılan araştırmalar ve kazılarda Efes çevresindeki tarih öncesi tepe yerleşimleri ve kalenin bulunduğu Ayasuluk Tepesi’nde Tunç çağları ve Hititler’e ait yerleşimler saptanmıştır.

EFES MÜZESİ
T.C. Kültür Bakanlığı adına Efes’teki arkeolojik araştırmalardan, düzenleme, kontrol ve koruma çalışmalarından sorumlu olan Efes Müzesi, Efes ve yakın çevresinde bulunan Miken, Arkaik, Klasik, Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı devirlerine ait önemli eserlerin yanı sıra kültürel faaliyetleri ve ziyaretçi kapasitesi ile de Türkiye’nin en önemli müzelerinden biridir.

Efes’teki ilk arkeolojik kazılardan sonra 1929 yılında depo işlevinde kurulmuş, 1964 yılında yeni bölümün inşası ile genişleyen Efes Müzesi sonraki yıllarda sergi değişiklikleri ve yeni ekler ile sürekli gelişmiştir.

Efes Müzesi’nin ağırlıklı olarak bir antik kentin eserlerini sergileyen müze olması nedeniyle kronolojik ve tipolojik bir sergileme yerine eserlerin buluntu yerlerine göre sergilenmeleri tercih edilmiştir. Buna göre salonlar Yamaç Evler ve Ev Buluntuları Salonu, Sikke ve Hazine Bölümü, Mezar Buluntuları Salonu, Efes Artemisi Salonu, İmparator Kültleri Salonu olarak düzenlenmiştir. Bu salonların yanı sıra müze iç ve orta bahçelerinde çeşitli mimari ve heykeltraşlık eserleri bahçe dekoru içinde ve uyumlu olarak sergilenmektedir. İki büyük Artemis heykeli, Eros başı, Yunuslu Eros heykelciği, Sokrates başı, Efes Müzesi’nin dünyaca tanınmış ünlü eserlerinden bazılarıdır.

Efes Müzesi’nin müze, Efes ve Selçuk içinde yeni düzenlemeler sonucu ziyarete açılan yeni bölümleri;

1- Arasta ve Hamam Bölümü: Müzenin orta bahçesine bitişik, müze ile bütünlük oluşturan bölümde eski Türk kasabalarında ticaret hayatı ve kaybolmaya yüz tutan çeşitli el sanatları canlı olarak sergilenmektedir. Tarıma bağlı yöresel yaşamda önemli yer tutan tahıl öğütme sistemi (değirmenler) gelişimi ve farklı tipleri ile; bakırcılık ve gözboncuğu yapımı; Türk çadırlarının sergilendiği bölüm içinde eski Türk yapısı ve 16. yüzyıla ait Osmanlı hamamı da restore edilerek sergi alanında değerlendirilmiştir.

2- Ayasuluk Kitaplığı: Efes Müzesi’nin arka sokağı içindeki eski bir Türk yapısı (14. yüzyıl) müze tarafından restore edilmiş ve semt halkının günlük gazete veya kitap okuyabileceği küçük bir kitaplık işlevi kazandırılmıştır.

3- Görme Engelliler Müzesi: Efes aşağı Agoradaki antik dükkânlardan biri restorasyonu yapılarak görme engelilerin gezebileceği bir müzeye dönüştürülmüştür. İki bölümden oluşan bu müzede kopya ve orijinal eserler sergilenmektedir.

Kültür ve Eğitim Faaliyetleri
Efes Müzesi olağan müzecilik faaliyetlerine paralel olarak ilçe halkına ve arkeoloji çevresine yönelik kültür ve eğitim faaliyetleri de düzenlenmektedir. Bu faaliyetler;

Konferanslar: Ağırlıklı olarak Efes ve çevre arkeolojisi konularının tartışıldığı sürekli konferanslar düzenlenmektedir.

Sergiler: Efes Müzesi içindeki sanat galerisinde resim heykel ve çeşitli el sanatlarından oluşan çağdaş sanat eserleri sürekli olarak sergilenmekte, bu şekilde antik ve çağdaş sanat eserleri arasında bağlantı sağlanmakta ve 21. yüzyıla aktarılabilecek bir çağdaş sanat eserleri koleksiyonu oluşturulmaktadır.

Seminerler: Efes Müzesi tarafından her yıl eski eserlerin korunması, özellikle çocukların Efes ve eski uygarlıklar konularında eğitimine yönelik seminerler; zaman zaman Kültür Bakanlığı’nca düzenlenen Türkiye müzelerindeki tüm müze uzmanları için eğitim kursları ve kazı sonuçları toplantıları düzenlenmektedir.

Meryem Ana Evi
İzmir Selçuk’taki Bülbüldağı’nda İsa’nın annesi Meryem’in son yıllarını St. Jean (Yuhanna) ile birlikte geçirdiğine inanılan kilise. Hıristiyanlar için hac yeridir.
Meryem’in mezarının da Bülbüldağı’nda olduğu düşünülür.
Efes antik kentin üst kapısının yanından geçilerek çıkılan Meryem Ana ören yerinde, Küçük bir Bizans Kilisesi bulunmaktadır. Burada İsa Peygamber’in annesi Meryem’in yaşadığına ve öldüğüne inanılır. Hristiyanlar yanında Müslümanlarca da kutsal sayılır ve ziyaret edilir, hastalara şifa aranır, adaklar adanır. Kilise’nin Meryem Ana adını alması 431 yılında Efes’te toplanan Ekümenik Meclis’in Meryem’in İsa’yı Tanrı’nın oğlu olarak doğurduğuna karar vermesi ile de bağlı olabilir.

AFRODİSYAS
Bir zamanlar Lidya eyaletinin başkenti olan Aphrodisias Nazilli’nin 38 km güneyinde, Karacasu bölgesinin Geyre köyünün yakınlarında bulunuyordu. Eski zamanlarda şimdi olduğu gibi Aphrodisias çekici mermer yapıları hiç şüphe yok ki zengin bitkileri Dadaloz vadisinin ortasında badem, nar ve kavak ağaçları ileAphrodisias beliriyordu. Şehrin zenginliği kültürel ve politik önemi yapılarının büyüklüğü ve ihtişamından açıkça belli oluyordu. Aphrodisias adı güzellik, aşk, doğa ve bolluk tanrıçası olan Aprodile’den geliyor ve en ünlü tapınaklardan biriydi. Fakat bu asıl ismi değil. Tarihçi Stephanos’a göre Lelegianlar tarafından bulundu ve ilk olarak Lelgonopolis olarak bilinir. Daha sonra şehrin ismi Megalopolis’e ve sonra tekrar Assria’nın kralı Ninos’tan sonra Ninoe’ye dönüştürüldü. Şehrin tarihi tunç çağına dayanabilir ve M.Ö. 3000 yılından önce kalkolitik kültür ile ilgili açık delil vardır. Aphrodisias ismi M.Ö. 3000 den sonra Helenistik devirde kullanılmaya başladı.Aphrodisias Bizanslılar ile Hıristiyanlığın yayılmaya başlanması ve Hıristiyanlığın derece derece din olarak adapte edilmesi şehrin statüsünde büyük bir değişikliğe sebep olmuştur. Tapınma Merkezi Aphrodite’in önemi azalmıştır. Aphrodite ve Aphrodisias sonunda bütün yazıtlardan silindi. Çabalar şehrin isminin Stauropolis’e Haçlı Şehrine çevrilmesini sağladı. Fakat halk Caria kullanmayı tercih etti.

Efes Trajan Çeşmesi
Efes Antik Kenti’nin en önemli kalıntılarından biridir Trajan Çeşmesi. Antik kentteki Hadrian Tapınağı’nın biraz ilerisinde bulunan Efes Trajan Çeşmesi, iki katlı bir yapıya sahip.

Çeşme büyük bir havuzu üç tarafından da çevrelemekte olup, suyun aktığı bölümde İmparator Trajan’ın bir heykeli yer alır. Sadece İmparatorun heykeli değil, birçok heykel bulunuyordu Trajan Çeşmesi’nde. Heykellerin çoğu günümüzde Efes Müzesi’nde sergileniyor.

Efes Antik Şehri’nin göze çarpan kalıntılarından biri de Kuretler Caddesi’dir. Bu eski yerleşim alanı önemli kalıntılarıyla farklı bir zaman dilimine götürecek sizleri.

Çifte Kiliseler
İzmir-Selçuk’un tarih kokan havasına eşlik etmekte olan Çifte Kiliseler, yüzyıllardır varlığını devam ettirmekte. Efes Antik Kenti’nin içerisinde bulunan çifte Kiliseler Konsül Kilisesi olarak da adlandırılıyor.

Yapılan araştırmalar sonucunda bu kilisenin M.S. II. yüzyılda Roma döneminde yapıldığı tahmin ediliyor. Bu tahmin edilen zaman İmparator Hadrianus dönemine denk gelmektedir.

Konsül Kilisesi denmesinin sebebi burada Konsül toplantılarının yapılmış olmasıdır. Meryem Ana’nın Tanrı annesi olduğu da 431. Konsül’de kabul edilmiştir. Çifte Kiliseler’in ilk yapıldığı dönemlerde üç nefli olup, daha sonraki yıllarda ise beş nefe kadar çıkmıştır.

St. John Kilisesi
İzmir-Selçuk’un turistler tarafından sürekli ziyaret edilenEfes Antik Kenti’nin en görkemli yapılarından biri St. John Kilisesi’dir.

Bizans döneminin önemli kalıntılarından biri olan St. John Kilisesi, İsa’nın havarilerinden St. John’un adına inşa edilmiştir. St. John, Kudüs’ten kovulunca görevine burada devam etmiştir. İzmir otellerinin birinde konakladığınız günlerde Efes Antik Kenti’ni ziyaret ederek bu güzel ve görkemli yapıya da şahit olabilirsiniz. Kilise, Selçuk Kalesi’nin güney yamacında kalıyor

Ayasuluk Tepesi
Tarihi ve doğal güzellikleri arasında bir başkadır İzmir. Yaz tatili için en çok tercih edilen kentler arasında olmasının yanı sıra, turistler tarafından tarihi kalıntıları ziyaret edilmektedir.

İzmir-Selçuk’ta bulunan Efes Antik Kenti’nin araştırılan tüm tarihi bilgileri değiştiren Ayasuluk Tepesi, tatilinizin önemli bir gezi alanı olacak. Ayasuluk Tepesi’nde yapılan arkeolojik kazılarda, Efes’in ilk yerleşim alanının bu nokta olduğu ortaya çıkmıştır.